İsamesih as VEE Deccalmesih!

Rivayetlerde, Hazret-i İsa Aleyhisselâma “Mesih” namı verildiği gibi, her iki Deccal’a dahi “Mesih” namı verilmiş ve bütün rivayetlerde:

مِنْ فِتْنَةِ الْمَسٖيحِ الدَّجَّالِ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسٖيحِ الدَّجَّالِ

denilmiştir. (5.Şua)

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

Rivayet var ki:

“Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki kimse nefsine hâkim olmaz.”

Bunun için bin üç yüz sene zarfında emr-i Peygamberî ile bütün ümmet o fitneden istiâze etmiş, azab-ı kabirden sonra bir vird-i ümmet olmuş. (5. Şua)

1- Mesih Deccalın fitnesinden… Ahirzaman fitnesinden… (sana sığınıyoruz Allah’ım).

Buhari, Daavât: 37, 39, 44, 45, 46; Ezan: 149; Cenâiz: 88; Fiten: 26.
Müslim, Mesâcid: 127, 128, 130-134.
Müsned, 6:139.

Sekizinci Mesele

Rivayetler, Deccal’ın dehşetli fitnesinin İslâmlar içinde olacağını gösterir ki bütün ümmet istiâze etmiş.

  • Gaybı ancak Allah bilir –

Bunun bir tevili şudur ki:
İslâmların Deccalı ayrıdır.

Hattâ bir kısım ehl-i tahkik, İmam-ı Ali’nin (r.a.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccalı Süfyandır; İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek.

• Kâfirlerin Büyük Deccalı ayrıdır.
Yoksa Büyük Deccalın cebir ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur; istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz.

(5. Şua)

***

On İkinci Mesele

Rivayetlerde var ki:
“Deccalın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.” (1)

  • Gaybı ancak Allah bilir –

Bunun iki tevili vardır:

Birisi: Büyük Deccalın…

İkinci tevili ise:

Hem Büyük Deccalın hem İslâm Deccalının üç devre-i istibdatları mânâsında üç eyyamı var.

“Bir günü, bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki üç yüz senede yapılmaz.

İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır.

Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz.

Dördüncü günü ve devresi âdileşir; bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır.”

diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş.

(5. Şua)

1- Müslim, Fiten: 110; Ebû Dâvud, Melâhim: 14; Tirmizi, Fiten: 59; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned, 4:181.

***

On Üçüncü Mesele

Kat’î ve sahih rivayette var ki:
“İsa Aleyhisselâm Büyük Deccalı öldürür.” (1)

Vel’ilmü indallah (gerçeğin ilmi Allah katındadır). Bunun da iki veçhi var:

Bir veçhi şudur ki…

İkinci veçhi şudur ki:

Şahs-ı İsa Aleyhisselâmın kılıncıyla maktul olan şahs-ı Deccalın teşkil ettiği dehşetli maddiyyunluk ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı mânevîsini öldürecek ve inkâr-ı ulûhiyet olan fikr-i küfrîsini mahvedecek ANCAK İSEVÎ RUHANİLERİDİR Kİ; O RUHANİLER din-i İsevînin hakikatini, hakikat-i İslâmiye ile mezc ederek o kuvvetle onu dağıtacak, MANEN ÖLDÜRECEK!

Hattâ: “Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir, Hazret-i Mehdi’ye namazda iktida eder, tâbi olur.” (2)

diye rivayet, bu ittifaka ve hakikat-i Kur’âniyenin metbuiyetine ve hâkimiyetine işaret eder.

(5. Şua)

1- Tirmizi, Fiten: 62; Ebû Dâvud, Melâhim: 14; Müsned, 3:420, 4:226; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:529-530.
2- Buhari, Enbiya: 49; Müslim, İman: 244, 245, 247; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned, 2:336, 3:368.

***

Ondördüncü Mesele

Rivayette var ki:
“Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar.” (1)

1- Müslim, Fiten: 124; Müsned, 3:224, 292, 4:216-217.

bknz: https://www.kastamonur.com/trumpin-akil-hocalari/

***

On Altıncı Mesele

Rivayette var ki:
İsa Aleyhisselâm Deccalı öldürdüğü münasebetiyle,

“Deccalın fevkalâde büyük ve minareden daha yüksek bir azamet-i heykelde ve Hazret-i İsa Aleyhisselâmın ona nispeten çok küçük bulunduğunu” (1) gösterir.

Bunun bir tevili şu olmak gerektir ki – gaybı ancak Allah bilir -:

İsa Aleyhisselâmı nur-u iman ile tanıyan ve tâbi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidînin kemiyeti, Deccalın mektepçe ve askerce ilmî ve maddî ordularına nispeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir.

5.Şua

1- İbn-i Kesîr, Nihâyetü’l-Bidâye ve’n-Nihâye, 1:103-4; Alâuddin el-Hindî, Kenzü’l-Ummâl, 14:330; Süyûti, ed-Dürrü’l-Mensûr, 5:355; Süyûti, el-Hâvî Li’l-Fetâvâ, 2:588; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 8:244

***

On Dokuzuncu Mesele

Rivayetlerde, âhirzamanın alâmetlerinden olan ve Âl-i Beyt-i Nebevîden Hazret-i Mehdi (Radıyallahu Anh) hakkında ayrı ayrı haberler var.

Hattâ bir kısım ehl-i ilim ve ehl-i velâyet, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.

Allahu a’lem bissavab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir tevili şudur ki:

Büyük MEHDİ’nin çok vazifeleri var.

• Siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dairelerde icraatları olduğu gibi, her bir asır me’yusiyet vaktinde kuvve-i maneviyesini teyid edecek bir nevi Mehdiye veyahut Mehdi’nin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlâhiye ile her devirde, belki her asırda bir nevi Mehdi Âl-i Beytten çıkmış; ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiştir.

(5. Şua)

SÂBIK YIRMI ADET MESELELERE BIR TETİMME OLARAK ÜÇ KÜÇÜK MESELEDIR.

Birinci Mesele:

Rivayetlerde, Hazret-i İsa Aleyhisselâma “Mesih” namı verildiği gibi, her iki Deccal’a dahi “Mesih” namı verilmiş ve bütün rivayetlerde:

مِنْ فِتْنَةِ الْمَسٖيحِ الدَّجَّالِ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسٖيحِ الدَّجَّالِ

denilmiştir.

Bunun hikmeti ve tevili nedir?

Elcevap:
اَللّٰهُ اَعْلَمْ  bunun hikmeti şudur ki:

Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm şeriat-ı Museviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyatı helâl etmiş;

aynen öyle de BÜYÜK DECCAL, şeytanın iğvası ve hükmü ile ŞERİATI İSEVİYE’nin AHKÂMINI KALDIRIP Hristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye’cüc ve Me’cüc’e zemin hazır eder.

(5. Şua)

***

Üçüncü cihet ve sebep:

Her iki Deccal, Yahudilerin İslâm ve Hristiyanlık aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesinin muavenetini ve kadın hürriyetlerinin perdesi altındaki dehşetli bir diğer komitenin yardımını, hattâ İslâm Deccalı masonların komitelerini aldatıp müzaheretlerini kazandıklarından dehşetli bir iktidar zannedilir.

(5. Şua)

“Hem de musibetlerin vakti muayyen olsaydı, musibet başına gelen adam, musibetin intizarında o gelen musibetin belki on mislinden ziyade manevî bir musibet — o intizardan — çekmemesi için hikmet ve rahmet-i İlâhiye tarafından gizli, perdeli bırakılmıştır.

• Ve ekser hâdisat-ı kevniye-i gaybiye böyle hikmetleri bulunduğundandır ki gaibden haber vermek yasak edilmiştir.

• لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ düsturuna karşı hürmetsizlik ve itaatsizlik etmemek içindir ki, medar-ı teklif ve hakaik-i imaniyeden başka olan umûr-u gaybiyeden izn-i Rabbânî ile haber verenler dahi yalnız işaret suretinde, perdeli ve kapalı ihbar etmişlerdir.

• Hattâ Tevrat, İncil ve Zebur’da Peygamberimiz hakkında gelen müjdeler ve haberler dahi bir derece perdeli ve kapalı gelmiş ki o kitapların bir kısım tâbileri tevil edip iman etmemişlerdir.

• Fakat itikadat-ı imaniyeye giren meseleleri tasrih ile ve tekrar ile ihbar etmek ve açık bir surette tebliğ etmek hikmet-i teklifin muktezası olduğundan, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan ve Tercüman-ı Zîşanı (asm) umûr-u uhreviyeden tafsilen ve hâdisat-ı istikbaliyeden icmalen haber vermiştir.”

Dördüncü Nota / 5. Şua

***

ACABA?!

• Şimdi birçok video ve sayısız yazılarda yukarıda çerçeveli sözler yayınlanmaktadır.

• Bu sözler, 1970’lerde Muhiddin Ünal diye birinin anlatımına dayandırılıyor.

• Bu sözler, 2012’de vefat eden kahraman M. Sungur Ağabey’den aktarılıyor.

• Bu sözler, M. Sungur Ağabey’in ağzından canlı olarak (videoda) araştırmalarda bulunamamıştır ve iddia sahipleri, vefatından önce M. Sungur Ağabey’e sorup teyit etmeyi akletmemiş görünüyor.

• Bu sözlerin Abdulkadir Çelebioğlu tarafından videoya alındığı yazılmasına rağmen tüm aramalara rağmen bulunamamıştır; A. Çelebioğlu’nun bilgisine…

• Türklerin Fırat boyunda / Amik Ovası’nda savaşacakları çeşitli hadislerde varken ve 3. Dünya Savaşı emareleri 2023 Ekim’den beri durmadan büyürken, 3. Dünya Savaşı’nın Suriye/Irak sınırımıza gelip Türkiye’ye dokunmayacağının garantisi olabilir mi?

• Türkiye, güney sınırlarımız civarında İsrail ve destekçi Amerika/İngiltere vb. devletlerle savaşırsa; Bediüzzaman Said Nursî’ye dayandırılan bu sözün geçerli ve doğru olduğunu kim savunabilir?

Hüseyin Çeşitcioğlu

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir