Ağaç Yaşken Doğrulur!

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

Âl-i İmrân / 51. Ayet
اِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ

“Şüphesiz Allah; benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse artık O’na kulluk edin. İşte en doğru yol budur.

**

« َليَْجَتمعاْليَماُن َواْل ُكْفرفـِي َقْلباْمرئ، َوَليَْجَتمع
ال ّص ْد ُق َوالكذب َجميعا، َول تَ ْج َتمع الخ َيانَ ُة ِ َِواُْلََمانَُِةًَجِميًعا» ُِ ِ

“Bir kişinin kalbinde; aynı anda iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, ihanet ile güven bir arada bulunmaz.”
(İbn Hanbel, II, 349)

***

“Bütün mekteplerde ve dairelerde ve halkta,
o ölmüş dehşetli adamın muhabbeti telkin ediliyor.
Bu hâl ise; âlem-i İslâm’a ve istikbale pek elîm ve acı bir tesiri olacaktı.
Şimdi ihtiyarımızın haricinde,
onun mahiyeti ne olduğunu, en başta ve en ziyade alâkadar ve en son ondan vazgeçecek adamların ellerine;
kat’î hüccetler gösteren ve ispat eden Risale-i Nur geçmesi kemal-i merak ve dikkatle okunması öyle bir hadisedir ki;
bizler gibi binler adam hapse girse, hatta idam olsalar din-i İslâm cihetiyle yine ucuzdur.”

BSaidNursî, Şualar, s. 534

“Gerçi onu, hadislerin ihbarıyla kırıyorum fakat ordunun şerefini muhafaza ve büyük hatalardan vikaye ederim.
‘Sen ise bir tek dostun için,
Kur’ân’ın bayraktarı ve âlem-i İslâm’ın kahraman bir kumandanı olan ordunun şerefini kırıyorsun ve hasenelerini hiçe indiriyorsun’ dedim.
İnşaallah o müddei insafa geldi hatadan kurtuldu.”
BSaidNursî, Tarihçe-i Hayat, s. 860

22 Nisan’da İzmir’de bir ortaokulda, bir kız 7’inci sınıf öğrencisi, bayrak töreninde Atatürk büstü önünde saygı duruşu için bahçeye inmedi.
Nöbetçi öğretmenin sorusu üzerine
“Ailem inmeme izin vermiyor.
Atatürk’ün büstü de bizim gibi bayrağa bakarsa inerim yoksa inmem” dedi.
Müdür yardımcısı öğrenciyi aşağıya indirdi; ancak öğrenci sıraya girmedi ve okul kapısının önünde bekledi.
Olaya dair tutulan tutanakta bayrak törenine katılmamanın, “disiplin suçu” olduğu belirtilerek, öğrenci ve ailesinin “Atatürk’e karşı siyasi tutum sergilediği, bunu okula taşıdığı” belirtilerek öğrenci ve ailesi hakkında gereğinin yapılması istendi. Avukatı:
‘ öğrencinin bayrak ve milli marşla ilgili bir sorununun olmadığını, dini değerleri gereği büstün önünde saygı duruşunda bulunmak istemediğini’ belirtmesine rağmen, müdür yardımcısı tarafından kolundan tutulup aşağı indirilerek kendisine fiziki müdahalede bulunulduğunu; bu müdahalenin beden dokunulmazlığını ihlal, cebir ve zor kullanma, kişi özgürlüğünü kısıtlama, görevi kötüye kullanma ve çocuğa karşı psikolojik şiddet suçlarını içerdiğini” belirtti.

“ Yaşanan olay, düşünce ve inanç özgürlükleri literatüründe “vicdani red” olarak kavramsallaştırılan ve uluslararası alanda zaman zaman örneklerine rastladığımız bir durum.

MEB Bayrak Törenleri Yönergesi’ne göre; öğrencilerin, Atatürk büstü ile bayrak direğinin yan yana bulunduğu okul bahçesindeki tören alanında haftada iki kez yapılacak bayrak törenine katılmaları zorunlu…
Saygı duruşu ve istiklal marşı ile icra edilecek törene katılmamak, “disiplin suçu” olarak tanımlanmış. İhlal edilmesi ise, okuldan uzaklaştırmaya kadar varabilecek disiplin cezalarını gerektiriyor.

Peki dünyada durum nasıl?

Dünyada halen, kurucu liderin büstü önünde zorunlu saygı duruşuna katılmamanın sistematik biçimde cezalandırıldığı sadece iki ülke var: Kuzey Kore ve Türkiye…
Kuzey Kore’de, öğrencilerin kutlamalarda kurucu lider Kim Il-sung’un heykeli veya büstü önünde saygı duruşu ve selamlama ritüeline katılmaları zorunludur. Aksine hareket edenler, ağır cezai yaptırımlara uğrar.

Türkiye’de ise, ceza kanununda tanımlı bir hüküm bulunmamakla birlikte, katılım zorunluluğu fiilen güçlü ve tavizsiz bir şekilde sağlanır. Buna uymayanlara “okuldan uzaklaştırmaya” kadar varabilecek disiplin cezaları uygulanır.

Bu iki ülke dışında, dünya genelinde ülkelerin resmi okul törenlerinde kutlamalar, kişisel figürler ve lider büstleri önünde değil; bayrak ve “anonim devlet sembolleri” önünde yapılır. Bazı ülkelerde lider büstü önünde kutlama yapılsa da bu uygulamalar zorunluluk ve cezai yaptırım gerektirmez.”

https://www.karar.com/yazarlar/ulvi-saran/inanc-ve-duygular-zorunlu-saygi-durusuyla-catisirsa-1607703

-en erken bir yaşta küçük çocukları,
heykel önünde topluca; yarı soyut yarı somut belirsiz psikolojiyle, zoraki bir saygıyla; ‘itaat et biat et kurtul’ diktesini yüzyıldır uyguluyor sonra da gençler sorgulamıyor diyoruz!- bu meçhul mübhem, yarı saygı yarı korku dolu merasimin, vatanseverlik kahramanlık ve şehidlikle pozitif ve doğru bir bağlantısı olabilir mi?- dünyada kelaynak gibi; 2 ülke okullarda çocukları meçhul bir otoriteye şartlıyor ; şekil ve renk değişse bile riya ve mankurtluk değişmiyor, delikanlılık ve mert duruş gösteremiyorlar.

– 22 Nisan 2026 İzmir törenlerinde kime itaat edileceği bir kez daha ortaya serildi.
– 2026 da sultanlar sultanını temsilen; ‘itaat et boyun eğ kurtul’ manasında eğilme ve riyaya alıştırılan çocuklar, büyüdükçe riya ve ikircikliği katlayarak yaşamıyor mu?

Türk çocukları ezik ve mürai yetişip yaşıyorsa suç kimlerde?
-meçhul mübhem, yarısomut bir nesneye itata saygı duruşuna alışan gençler bundan kurtulamıyor, şahsi yönetimin şekli rengi değişse de sorgusuz ve biatçı yaşıyor; düşünmeden övünmeye devam edelim mi?

-her 10 Kasım 23 Nisan vb kutlamalarda; çocuklar bir heykel önünde mahiyeti anlamsız mübhem bir şey için ürpertiyle ayakta bekliyor.- bu merasimlerin; kahraman şehid ve gazilerle doğrudan ve pozitif bir bağlantısı olabilir mi?
– Gazi MKemal şimdi olsa; bu iptidai boyun eğdirmeye onay verir miydi?

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir