بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَبَرًّا بِوَالِدَت۪يۘ وَلَمْ يَجْعَلْن۪ي جَبَّارًا شَقِيًّا
“Beni, anneme karşı çok iyi davranan bir evlat kıldı. Beni bir zorba, hayırsız bir bedbaht yapmadı.”
(Meryem S / 32. Ayet)
**
İbn Mesut’un (ra) bildiriyor;
Bir adam Hz. Peygamber’e, “Amellerin en üstünü hangisidir?” diye sorunca Resûlullah şöyle cevap verdi:
“Vaktinde kılınan namaz ve anne babaya iyilik etmektir. Sonra da Allah yolunda cihad etmek gelir.” (Buhârî, Tevhîd, 48
***
“Evet bir valide;
veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibarıyla kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var.
Bu kahramanlığın inkişafı ile hem hayat-ı dünyeviyesini, hem hayat-ı ebediyesini onunla kurtarabilir.
Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymettar seciye inkişaf etmez veyahut sû-i istimal edilir.
Yüzer nümunelerinden bir küçük numunesi şudur:
O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi istifade ve fayda görmesi için, her fedakârlığı nazara alır onu öyle terbiye eder.
“Oğlum paşa olsun” diye bütün malını verir hafız mektebinden alır Avrupa’ya gönderir. Fakat o çocuğun[ nun] hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor.
Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak; o mâsum çocuğunu âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor.
O çocuk;
“Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?” diye şekvâ edecek.
Dünyada da, terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için validesinin harika şefkatinin hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder.
Eğer hakikî şefkat sû-i istimal edilmeyerek, biçare veledini haps-i ebedî olan Cehennemden ve idam-ı ebedî olan dalâlet içinde ölmekten kurtarmaya o şefkat sırrıyla çalışsa,
o veledin bütün ettiği hasenâtının [ veya seyyiaatının ] bir misli, validesinin defter-i amâline geçeceğinden, validesinin vefatından sonra her vakit hasenatlarıyla ruhuna nurlar yetiştirdiği gibi âhirette de, değil dâvâcı olmak bütün ruh u canıyla şefaatçi olup ebedî hayatta ona mübarek bir evlât olur.”
BSaidNursi ra / Hanımlar Rehberi
***
Hakim bey!
Annem babam benim için olağanüstü çaba gayret sarfettiler, maddi manevi ellerinden gelen hatta çok zor olabilecek fedakârlık ve feragat yaptılar..
Fakaat , son tahlilde beni ben olduğum için değil, sanki kendilerinin itibar ve övüncü için yaptılar..
Beni en iyi okula yazdırdılar, hiçbir masraftan kaçınmadılar, zekamı yakışıklı yaratılmamı kendilerine maledip, gurur ve övünce saptılar.
Özellikle annem beni kendi yaratmış gibi davranıyor, tamamen sahipleniyor, ahirzaman fitnelerine karşı ailemizi ve beni koruyamıyordu…
Yanılmıyorsam; beni erkek gibi/ oğlan çocuğu gibi yetiştirmiyor, kız gibi hitap edip, davranıyorlardı/ mış!
Sanırım kıyafetlerimde; erkek oluşumu destekleyen kıyafetler değildi/ miş!
Bana; oğlum yiğidim evladım yerine; bebeğim fıstığım güzelim diye seslenseler gerek!
Bu yüzden olmalı; karşı cinsler yerine sadece kendi cinsimden birkaç arkadaş edinebildim, cinsiyet karmaşasına düştüm, anababam bunları görünce hayalkırıklığı ve dehşete düştü…
Bana nefretle baktıklarını sevmediklerini görüyor daha çok bunalıma giriyordum, oysa erken yaşta tedavi olsam kurtulurdum, çünkü dünyada en çok istediğim kendimi tam bir delikanlı gibi hissetmekti!
Bu mesele ailemde tam bir çatışma ve kutuplaşmaya dönmüş, arada en çok ben eziliyor, yaram her gün kanıyorken, şefkat kahramanlarım ego ve narsist savaşları veriyordu…
Sabahlara kadar internette uykusuz geceler geçirip, okulda akşama kadar ya uyukluyor, öğretmenleri zora sokuyor ve tahamülsüz sıkıntı verip dersleri işletmiyor, muhtemeli ki, arkadaşlar da benden ileniyor/ yaka silkiyordu.
Sınıfta yalnız kalınca için için ağlıyor, kalemucuyla parmak ve kollarımı kanatıp, defter ve kitaplarımı kana buluyor, sevgili arkadaşlarım şefkatli rehberlikçiye haber verince, gelip beni odasına götürüyor teselli ediyor, anneme bildirince; benim aşırı zeki belki dahi olduğumu vehmedip rehber öğretmenime çıkışıp; ıztırabımı katlıyor beni açmaza sürükleyip ölme/ öldürme rizikosuna sokuyordu.
Çok silahlı babam durumumu kavrıyor ama annemin narsizmine engel olamıyor, gerçek silah atışlarıyla beni iyileştirmeye çabalıyordu, zavallı babacığım…
Aslında vatanımın eğitim camiası; yıllardır acıklı vaziyetimi biliyor görüyor fakat çaresizce seyrediyordu.
Çözüm tıkanmış çözümsüzlük kendini dayatmıştı. Aslında belki sadece, annemi aşamıyor ikna edemiyorlardı.
Eklemleri ayrılmış bir vücut gibiydi okulumuz ve eğitim sistemi.
Herkes kendi gemisini kurtarmaya çabalıyor, nemelazımcılık bir kanser gibi toplum bünyesini sarıp hasta etmişti.
Hakim bey, bu şartlarda narsist eneci miyop sağır sorumsuz tanrıcıklar bir çok kurban istiyordu, ben de hem kurban hem seri katil oldum, elimden bir çare gelmedi sürüklendim suçluyjm amma ciddi mazeretlerim var..
Beşer, ailem zulmetti, kader ise adalet etti inşaallah.
Biz katil ve kurbanlara bakıp, başka seri kurbanlara engel olur, tedbir ve çare bulurlarsa, aff ve mağfirete uğrayabiliriz!
Biz ergeniz, aklımız yetmedi ahirzaman fitnelerine, kelebek gibi ateşe atıldık, anne baba öğretmen mektep sistem tarafından.
Allahım! Kurban ettiğim arkadaş ve öğretmenlerimle hepimizi Cennetinde buluştursun.
Hakim amca; ana ve de babamın derhal tedavisini, karşı çıkarlarsa idamını istiyorum…




