بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
Mâide Suresi
‹‹
54. Ayet
››
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دٖينِهٖ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّٰهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُٓ اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرٖينَؗ يُجَاهِدُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَٓائِمٍؕ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْتٖيهِ مَنْ يَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ ﴿٥٤﴾
Meal
﴾54﴿ Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki ;
Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; onlar müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdır;
Allah yolunda cihad ederler hiç kimsenin kınamasından korkmazlar.
İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur. Allah’ın lütfu geniştir; O her şeyi bilir.
Kur’an Yolu/ Diyanet.
***
Üçüncü Mebhas
DÖRDÜNCÜ MESELE
Müsbet milliyet, hayat-ı içtimaiyenin ihtiyac-ı dahilîsinden ileri geliyor.
Teâvüne, tesanüde sebeptir; menfaatli bir kuvvet temin eder, uhuvvet-i İslâmiyeyi daha ziyade teyid edecek bir vasıta olur.
• Şu müsbet fikr-i milliyet, İslâmiyete hâdim olmalı, kal’a olmalı, zırhı olmalı; yerine geçmemeli.
• Çünkü İslâmiyetin verdiği uhuvvet içinde bin uhuvvet var; âlem-i bekàda ve âlem-i berzahta o uhuvvet bâki kalıyor.
• Onun için, uhuvvet-i milliye ne kadar da kavî olsa [İslam Milliyetinin] onun bir perdesi hükmüne geçebilir.
• Yoksa onu onun yerine ikame etmek, aynı kal’anın taşlarını kal’anın içindeki elmas hazinesinin yerine koyup, o elmasları dışarı atmak nev’inden ahmakane bir cinayettir.
İşte, ey ehl-i Kur’ân olan şu vatanın evlâtları! [Türkler!]
Altı yüz sene değil, belki Abbasîler zamanından beri BİN senedir Kur’ân-ı Hakîmin bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyup Kur’ân’ı ilân etmişsiniz.
Milliyetinizi Kur’ân’a ve İslâmiyete kal’a yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz, müthiş tehâcümâtı def ettiniz.
Tâ
فَسَوْفَ يَاْتِى اللهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِى سَبِيلِ اللهِ
âyetine güzel bir mâsadak oldunuz.
Şimdi Avrupa’nın ve frenk-meşrep münafıkların desiselerine uyup şu âyetin evvelindeki hitaba mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız!
Mektubat/ 3. Mebhas/ 4. Mesele-erisale.
***
Resulüsakaleyn asv:
“Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın!”
Ebû Dâvûd, Sünen-i Ebû Dâvûd, Mısır Tabı, c.4, s.112
“Türkler bizim aklımız… Biz de onların kuvveti… Mecmuumuz bir iyi insan oluruz.
• Hodserane (inatçılk/dikkafalılık) yapmayacağız.”
ESDE/ bsNursi ra.
“İnşallah;
yine Araplar yeisi bırakıp;
İslamiyet’in kahraman ordusu olan Türklerle hakiki bir tesanüd ittifak ile el ele verip
Kur’an’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilan edeceklerdir.”
Hutbei Şamiye


“Türk zeynâbdır (yerden kaynayan sular) veya öyle olmak lâzımdır.
Pınar bizlerdedir ve bizde olmak gerektir. Ey Kürtler!
Görüyorum ki, bizde pınar yoktur. Onun için, uzaktan gelen taaffün eden bir suyu içiyoruz.
Eskisi gibi istibdâdı görüyoruz.
Öyle ise, gayret ediniz, çalışınız; sebeb-i saadetimiz olan meşrûtiyeti takviye için, fikr-i milliyeti haffâr yapıp, mârifet ve fazîleti eline veriniz.
Şu yerlerde de bir küngân (suborusu) atınız; tâ bir kemâlât pınarı bizde de çıksın.
• Yoksa dâimâ dilenci olacaksınız ya (da) susuzluktan öleceksiniz.
Hem dedilencilik para etmez.
İnsan dilenci olursa, nefsine olsun.
Bence merhamet dilencileri ya haksız veya tenbeldirler.
• Eğer siz insan olsanız, hükûmet ve İstanbul ve Türkler nasıl olsalar olsunlar, size fenalıkları dokunmaz, fakat iyilikleri gelir.”
• Münazarat- s; 43/ Risale-i Nur Enstitüsü,
“Sual: Ne diyorsun?
اِسْتَحْسَنْتَ ذَا وَرَمٍ Hâl-i hâzırın eskisi gibi çok fenalığı var bize zulmeder; hem de zaafta kuvvetsizlikte eskisine benzer.
Demek, târif ettiğin meşrutiyet daha bize selâm etmemiş;
ta ki, biz de “Ehlen ve sehlen” desek?
لاٰ بَلِ اسْتَسْقَيْتُ اُسْكُوبًا وَاسْتَسْعَيْتُ يَعْبُوبًا وَاسْتَحْسَنْتُ حَوْرَاۤءَ وَمَدَحْتُ حُرِّيَّةً حُرَّةً حُورِيَّةً
Cevap: Fakat, sizin dîvâneliğinizden korkmuş, gelememiş.
Zulüm meşrutiyetin hatâsı değil,
belki kafanızdaki cehâletin zulmetindendir.
-SİZ DİVANELİKLE KISA YOLU UZUN YAPYORSUNUZ!
Küdân ve Mâmehuran aşiretleri, daha asker gelmeden; alâküllihâl vermeye mecbur olan,
emvâl-i emiriyeyi (vergiyi)
hazır etse idiler(SORUMLULUK) şu kadar zulüm olmayacaktı.
Evet, bir millet cehâletle hukukunu bilmezse (hukuki GÖREV ve sorumluluğunu) bilmezse (yapmazsa); ehl-i hamiyeti dahi müstebit eder.”
Münazarat
***
Sdg/ ypg; kemalist/ esatçı bir yapılanmanın adı.
– 61 yıllık nusayri tiranlığı Fırat’ ın doğusunu bunlara verip çekildi,
– Ypg/ sdg; yüzde ellibeş Kürt Kamışlı, yüz 50 Haseki’yi işgal edip Kürtlerden;
şimdi 500 binden fazla, 9/10 kişilik aileleri ülkemize sürdü.
– Usa/ İsrail desteğiyle ypg; Arap Deyrizor Rakka taa Halep’e kadar işgal etti, adınıa Rojova demokrat yönetimi dedi.
– Usaitrail; bir süre ypg’ye işini gördürüp sonra Şara’ya sivillere dokunmamak üzere topraklarınızı kurtarın, dedi.’
– Ypg; Kürt namusuna tasallut ediyor! diye yeri- göğü inlettiği Deaş’ı hapsanelerden saldı kaçmalarını sağladı.
– Kandil pkk ypg; Allahsız ve şiddeti kutsayan, Kürt kız ve erkek çocuklarını hileyle devşirip, liderlerce her türlü ahlaksız yollarda kullanan, çoksahipli Şeddadi/ Nemrtudi bir örgüttür, kürtlerin; ırkçı kürtçü yezidi ve /Kandilci apoist azlığını temsil eder…
• Türk Cumhuriyeti yetkilileri; hemen -pilotta olsa- Kürtçe eğitim öğretim programı uygulamaya koymalı!
• Kürtçe caiz/gerekli ve anasorunun menbaıdır.
• Osmanlı torunu olduğumuzu gösterip, hamiyeti miliye / müsbet milliyetçiliğimizi ortaya koymalıyız..!
• Hem Türk unsurunda ebedî;
• kabil-i iltiyam olmamak (iyileşmeyecek) suretinde bir inşikak (parçalanma!) çıkacak. O vakit milletin kuvveti ;
• bir şık bir şıkkın kuvvetini kırdığı için hiçe inecek.’
BSaidNursi ra/ Mektubat
Hüseyin Çeşitcioğlu



