
(Trump- Steve Banon-S.Miller)
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
لَتَجِدَنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۚ وَلَتَجِدَنَّ اَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّ مِنْهُمْ قِسّ۪يس۪ينَ وَرُهْبَانًا وَاَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
Maide Suresi 82. ayeti kerime:
“İnsanlar içinde mü’minlere en şiddetli düşmanlık besleyenlerin yahudiler ve Allah’a şirk koşanların olduğunu görürsün. Yine insanlar içinde mü’minlere sevgi, şefkat ve alâkâ bakımından en çok yakınlık duyanların ise “Biz Hristiyanız” diyenler olduğunu görürsün.
Çünkü onların içinde; ilim ve ibâdetle meşgul dürüst din âlimleri ve kendilerini Allah’a adamış rahipler vardır. Onlar, gerçekler karşısında büyüklenmezler.”
***
“Müslümanlar, Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu savaşta Müslümanlar Yahudileri öldürürler. Hatta bir Yahudi; taşın, ağacın arkasına gizlenir. Bunun üzerine o taş, o ağaç, ‘Ey Müslüman, ey Allah’ın kulu! İşte arkamda bir Yahudi! Gel, onu öldür!’ der. Yalnızca garkad bir şey söylemez. Zira o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”
Bu hadis-i şerîf, hem Buhârî hem Müslim’de yer alan “muttefekun aleyh” bir hadistir. Ayrıca Ahmed b. Hanbel, İbn Mâce ve Beyhakî gibi muhaddisler de rivâyet etmiştir.
***
ON DÖRDÜNCÜ MESELE
“Rivayette var ki, ‘Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar.”Asayı Musa
***
Turump’un STRATEJİST ve DANIŞMANLARI KİMLER?
– Turump’ un Akıl Hocası, Sitephan Miller:
“Beyaz Saray Politika’dan Sorumlu Personel Şefi Yardımcısı ve İç Güvenlik Danışmanı Stephen Miller,
Donald Trump yönetiminde öne çıkan bir danışman olmanın ötesinde, çağdaş otoriter popülizmin nasıl kurumsallaştırılabildiğini gösteren tipik bir siyasal modeli temsil etmektedir.
Miller’ı tekil ve istisnai bir figür olarak ele almak yerine, onu neoliberalizmin yarattığı derin eşitsizliklere ve siyasal meşruiyet krizlerine verilen otoriter, milliyetçi ve dışlayıcı bir yanıtın mimarı olarak konumlandırmak gerekir. Onun şahsında somutlaşan siyasi akıl, bir figürden öte, bütüncül bir modeli temsil etmektedir.
Stephen Miller’ın siyasi kimliği, 1990’ların Kaliforniya’sında şekillenen çelişkili bir toplumsal ve siyasal bağlam içinde gelişmiştir. Bu dönem, eyalette yoğun bir göçmen karşıtı atmosferin hâkim olduğu, “Prop 187” gibi düzenlemelerle belgesiz göçmenlerin kamusal hizmetlere erişiminin hedef alındığı bir süreçtir. Aynı zamanda Miller ailesi, babasının iş kayıpları nedeniyle sınıfsal bir gerileme yaşamış, bu durum genç Miller’da statü kaybı duygusunu beslemiştir.
Araştırmacı gazeteci Jean Guerrero’nun analizine göre, bu kişisel deneyim ile kamusal göçmen karşıtı söylem arasındaki kesişim, Miller’ın erken yaşta bir “hınç siyaseti” geliştirmesine zemin hazırlamıştır. Ayrıcalığın tehdit altında olduğu algısı, göçmenleri hedef alan ve beyaz üstünlükçü anlatılarla uyumlu bir dünya görüşüne dönüşmüştür.
Bu bağlamda Miller’ın radikalleşmesi, bireysel bir sapma değil, belirli bir tarihsel ve sınıfsal ortamın ürünü olarak okunmaktadır.
S. Miller’ın gücü, seçilmiş bir yetkiden değil, başkana doğrudan erişiminden ve bürokrasiyi yönlendirme kapasitesinden kaynaklanmıştır.
Bu durum, demokratik hesap verebilirliği zayıflatmıştır.
Eski Genelkurmay Başkanı General Mark Milley gibi eleştirmenler, onun rolünü “kralın kulağına şeytani fikirler fısıldayan bir Rasputin karakteri” bir figür olarak tanımlamıştır.
Miller’ın yargıya karşı tutumu, seyahat yasağını eleştiren mahkemelere verdiği yanıtta açıkça görülmektedir: “…başkanın ülkemizi koruma yetkileri çok kapsamlıdır ve sorgulanmayacaktır.“
Bu ifade, yürütme gücünü anayasal denetimin üzerinde gören otoriter bir devlet aklının dışavurumudur. Miller, hukuku askıya almak yerine, hukukun lafzını kullanarak ruhunu aşındıran bir “otokratik legalizm” stratejisi izlemiştir. böylece otoriter hedeflere yasal bir görünüm kazandırarak demokratik kurumları içeriden çürütür.”
–David Horovitz:
(Hristiyan Milliyetçisi Nefret Grubu Lideri- Yahudi David Horowitz 86 Yaşında Vefat Etti.( 2025)
Amerika’ya müslüman ülkelerden gelen öğrencilerin kurduğu öğrenci guruplarına ‘ İslamofaşist’ ve ‘ İslam’ ın batı medeniyetine başlattığı cihadın çıban başlarıdır’ diyen eski solcu yeni sağcı/ beyazcı bir faşist önder.
“Bu süreçte en etkili figürlerden biri David Horowitz’tir. Horowitz, hayatının ilk yarısında radikal bir solcu, ikinci yarısında ise sert, saldırgan, solun her türünün düşmanı, tavizsiz bir İsrail destekçisi, müfrit bir islamofob ve aşırı sağcı bir muhafazakardır.
Miller için bir tür akıl hocası olan Horowitz, korku ve nefretin siyasetin en etkili araçları olduğunu savunmuş, sivil haklar dilini tersine çevirerek beyaz erkekleri “mağdur” konumuna yerleştirmiştir. Horowitz’e göre gerçek ırkçılar sağcı muhafazakârlar değil, sol liberallerdir.
– Siteve Bannon:
( Steve” Bannon (d. 27 Kasım 1953), Amerikalı bir medya yöneticisi, politik stratejist, emekli subay, eski yatırım bankacısı ve Breitbart News’in eski yönetici başkanı.
Neo-Nazi ideolojiye sahip olan Bannon, Trump’ın ilk başkanlığının ilk yedi ayında Beyaz Saray’ın baş stratejisti olarak görev yapmıştır.
Donald Trump’ın 2016 Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimleri kampanya yöneticisi olmuştur.Bannon, Donald Trump’ın baş stratejisti ve başdanışmanı oldu.
Bannon, aşırı sağcı olan Breitbart News’in yöneticisiydi.Haber, görüş ve yorum sitesi olan Breitbart çeşitli medya ve kişilere göre, buna Bannon’da dahil olarak, alt-sağ olarak bilinen aşırı sağcılar ile kendini yakın tutmaktadır.Bannon, Breitbart News’daki görevinden Trump’ın kampanyasına katılmak için ayrılmıştır.
Ağustos 2020’de, Bannon tutuklandı ve kendisi ve diğer üç kişi, We Build the Wall kampanyasıyla bağlantılı olarak posta dolandırıcılığı ve kara para aklama komplosu yapmakla suçlandı. Suçsuz olduğunu iddia etti ve Ocak 2021’de Trump tarafından affedildi.)
Vikipedi/ Steve Bannon.
“S.Miller’ın siyasi düşüncesinin şekillenmesinde Trump’ın ilk döneminde Beyaz Saray’da baş stratejist olarak görev yapan Steve Bannon’ın da özel bir yeri vardır. Bannon, modern Amerikan sağının ve dünya genelindeki popülist hareketlerin en etkili ve tartışmalı isimlerinden biridir. “Trumpizm” olarak adlandırılan ideolojinin ana mimarlarından biri olan Bannon, Miller için -aşırı sağcı bir dijital haber ve yorum sitesi- Breitbart aracılığıyla, beyaz milliyetçisi söylemlerin ana akım sağ siyasete taşınmasına olanak sağlamıştır.
Miller’ın Yahudi kimliği (Yahudi göçmeni bir aile çocuğu) ile beyaz milliyetçi politikaları arasındaki çelişki ise, kimliğin değil savunulan politikaların belirleyici olduğunu göstermektedir.
Bu noktada eleştiri, spekülatif kimlik tartışmalarından ziyade, somut uygulamalara odaklanmalıdır.
Sonuç olarak, Stephen Miller’ın istisnai bir aktör değil, neoliberal krizlere verilen otoriter bir yanıtın mimarı olduğunu söyleyebiliriz.
Onun asıl tehlikesi, kişisel varlığından bağımsız olarak işleyebilecek bir korku, dışlama ve hukuku araçsallaştırma mimarisi ortaya koymuş olmasıdır.
Bu miras, demokratik kurumların içeriden aşındırılabileceğini ve bu sürecin kişilere bağlı olmadan sürdürülebileceğini göstermektedir.
Miller’ı anlamak, bu nedenle yalnızca geçmişi değil, demokrasinin geleceğini de analiz etmek anlamına gelmektedir.”
bknz: Levent Baştürk | Trump’ın akıl hocası Stephen Miller: Bir otoriter popülizm modeli ve demokratik tehdit.



