بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
اِذْهَبْ اَنْتَ وَاَخُوكَ بِاٰيَات۪ي وَلَا تَنِيَا ف۪ي ذِكْر۪يۚ ﴿٤٢﴾
اِذْهَبَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۚ ﴿٤٣﴾
فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ اَوْ يَخْشٰى ﴿٤٤﴾
Taha Suresi 42- 44. ayeti kerimeler:
42: “Şimdi, sen ve kardeşin size verdiğim mûcizelerimle gidin; beni anmakta ve imana dâvet vazîfenizde sakın gevşeklik ve üşengeçlik göstermeyin.”
43:”Firavun’a gidin; çünkü o, gerçekten çok azgınlaştı.”
44: “Ona yumuşak ve gönül alıcı sözler söyleyin. Belki o, böylece aklını başına alır veya hiç değilse biraz korkar.”
***
Hatta hadis-i sahihle ahir zamanda; İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur’ân ile ittifak edip,
müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi;şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat,
değil yalnız dindaşı meslektaşı kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek,
belki Hristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi,
medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar.” Lem’alar
‘Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir, Hazret-i Mehdi’ye namazda iktida eder, tâbi olur’ diye (hadis) rivayeti, (Hristiyanlarla Müslümanlar arasında yapılacak) bu ittifaka ve hakikat-ı Kur’aniyenin metbuiyetine (tâbi olunan) ve hâkimiyetine işaret eder.” (5. Şua.)
*
1964’den beri Papa’nın her Türkiye ziyaretinde; irticai kafalar hortlar! AAltındal dr Kurtoğlu gibi, esatiri / gizemci adamların konuşmaları devreye sokulur.
Soru basit; son 5 / 10 yılda istatistiklerde:
kaç hıristiyan müslüman oldu, kaç müslüman hıristiyan oldu? Yazamazlar. Amma siyasaldincilikleri yüzünden kaç müslüman genç dinsiz/ deist oldu yazabilirim; onbinlerce!

Dinlerarası ittifak, kavram olarak problemli; nitekim fedö bunu gösterdi. Amma dindarlar arası diyalog; Rum suresi ilk ayetlerinde, Rahip Bahira Necaşi ve ehlikitap kavramlarında açıkça vurgulanır. 1980’lerde AÖY/ Cevizlibağ’da kaldığımda; sonra Polonya resmi tercümanı da olan DCichoski’yi kendime; çoğu ırkçı ve komünistten daha yakın bulmuştum, samimi ve sade bir katolikti.. Toprağı bol olsun.
İznik/ Nikea’da 325 te; 1700 yıl önce İsevilik resmen tevhidden teslise/ üçlemeye geçti.
Her şey aslına rücuu eder ve etmeli.Papa belki de aslında; ehlitevhid Arius’un savunduğu muvahhid İseviliğin peşinde. İznik’te Arius ve İsa’nın (as) ruhu; papayı karşılamış ve muvahhidliği üflemiş olabilir…
Beştepe Cihannuma salonunda; Talaelbedru aleyna” ilahisiyle hoşgeldin karşılaması yapılması da; ince süzme sanatlı ve zarif naif bir tebliğ olarak görüp tebrik edilmeli. “biz seni son peygamber mesajına, aramızda ortak bir kelimeye/ tevhide,
bu ilahiyle çağırıyoruz imajı, bir sezgi ve iletişim dehası gibi duruyor…
***
“filioque (ve oğul)’dan.
Sadece sekiz harften oluşan bu kısa Latince kelime, yaklaşık 1.000 yıldır iki milyar Hristiyan’ı, onlarca kiliseyi ve en önemlisi iki yedi tepeli şehir Roma ve İstanbul’u bölen kritik bir sözcük.
Tam 1.700 önce 325 yılında; yüzlerce Hıristiyan din adamı,
bugünkü Bursa’nın İznik kentinde bulunan Nicaea şehrinde Hıristiyanlığı yasaklı bir din olmaktan çıkaran I. Konstantin’in çağrısıyla bir araya gelmişti.
Yıllardır Roma’nın işkence ve zulmü altında yeraltından faaliyet yürüten ve bu dağınık yasadışılık nedeniyle temel konularda içtihat farklılığı yaşayan din adamlarının amacı, belirli konulardaki tartışmaları sona erdirmek ve kendi içlerinde birliktelik sağlamaktı.
İznik Konsili’nin sonuç bildirgesi olan ve 60 yıl sonra İstanbul’da son şeklini alan İznik Amentüsü, Tanrı ile Hz. İsa arasındaki ilişkiye dair yaşanan tartışmaya son noktayı koymuş, Tanrı ile Hz. İsa’nın aynı özden geldiğini, Hz. İsa’nın Tanrı tarafından yaratılmadığını, Tanrı ile birlikte ebedi bir şekilde var olduğunu kabul etmişti.
Her ne kadar Paskalya Bayramı’nın tarihinin netleştirilmesi gibi daha az tartışmalı hususlar da gündeme gelse de İznik’te toplanan din adamları, İslam’da da kabul gördüğü şekilde Hz. İsa’nın Tanrı tarafından yaratıldığını savunan Arianizm’i büyük kavgalar sonucunda “sapkın” görüş olarak ilan etmiş, bu görüşü savunan İskenderiyeli din adamı ARİUS aforoz edilmişti.
İlk Amerikalı Papa olarak tarihe geçen Papa 14. Leo bu önemli uzlaşıyı yad etmek için tam;
1.700 yıl sonra başta Ortodoks Patriği Bartholomeos olmak üzere dünyadaki önemli kiliselerin liderlerini İznik’te topladı.
Hıristiyanların savaşlar zulümler karşısındaki birliği için dua etti ve İznik Amentüsü’nü dünyanın dört bir yanından gelen din adamlarıyla birlikte İngilizce okudu.
Fakat bir kelime eksikle!
Amerikalı Papa, Katolik kilisesinin geleneklerinin dışına çıkarak Ortodoks kiliselerine zeytin dalı uzattı ve 1000 yıl önce Doğu ve Batı kiliselerini birbirinden koparan o derin tartışmayı başlatan “filioque (ve oğul)”
kelimesini es geçti.
Kutsal Ruh’un sadece Tanrı’dan geldiğini içeren orijinal metini okudu.
Ve bu nedenle de birçok tutucu Katolik sosyal medya kullanıcısı tarafından “ihanetle” suçlandı.



