Haziran başında Çamdağı’ndan Gelincik Dağı’na bakış
Ankebût / 20. Ayet
قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۚ
Elmalılı Hamdi Yazır Meali De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bakın! İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır.” Gerçekten Allah her şeye kadirdir.
“Madem insanın bir kumandanı, dağları sekenelerinin lisanıyla mecazî olarak konuşturur. Elbette Cenab-ı Hakk’ın haşmetli bir kumandanı, hakikî olarak konuşturur tesbihat yaptırır.Bununla beraber Her Cebelin Bir Şahs-ı Manevi’si bulunduğunu ve ona münasib birer tesbih ve birer ibadeti olduğunu, eski Sözlerde beyan etmişiz.”
(…)
Demek her dağ, insanların lisanıyla;
aks-i sadâ sırrıyla tesbihat yaptıkları gibi, kendi elsine-i mahsusalarıyla dahi Hâlık-ı Zülcelal’e tesbihatları vardır.”
20. Söz
***
SAV
Bediüzzaman SaidNursi ra:
“Kardeşlerim, bütün âlem-i İslam Türkiye’ye bağlıdır; Türkiye, Isparta’ya bağlıdır. Isparta, Sav’a bağlıdır. Sav, Risale-i Nur’a bağlıdır. Risale-i Nur Kur ’an-ı Azimiüşşana bağlıdır. Kur’an’ı Azimuşşan da arş-ı a’lâya bağlıdır.” diyerek bin kalemle Risale-i Nurları yazan Sav köylülerine verdiği önemi belirtir. Başka bir yerde de “Ben Sav karyesini Camiü’l- Ezher olarak kabul ediyorum” demiştir.
ISPARTA
1953 senesi yaz aylarında (Ağustos) Üstad Emirdağı’ndan Isparta’ya geldi. Isparta’da pek çok sadık talebeleri vardı. Daha evvel gönderdiği mektublarında Isparta’yı taşıyla toprağıyla mübarek olarak tavsif ediyor ve Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıyla vücud bulan manevî hayatının idamesine en kuvvetli medar, Isparta olduğunu beyan buyuruyordu. Filhakika Isparta Üstad’ın bu iltifatına lâyık olduğunu uzun senelerdeki hâdiselerin şehadetiyle isbat etmiş ve göstermiştir. Çünki Risale-i Nur’un birinci medresesi ve te’lif yeri olan BARLA Isparta’nın bir nahiyesidir. Risale-i Nur’un büyük mecmuaları burada te’lif edilmiştir.
Risale-i Nur’u binler kalemlerle en korkulu zamanlarda yazıp neşredenler Isparta ve köylerindeki talebelerdir. Misal olarak SAV Köyü’nü göstermek kâfidir.
Üstad Kastamonu’da bulunduğu zaman, Isparta’nın yalnız Sav Köyü’nde bin kadar kalem senelerce Nurları yazmış, çoğaltılmasında çalışmıştır.
Her birisi birer vilayet kadar, belki daha ziyade Risale-i Nur’a alâka gösteren ve Nurların yayılmasında birer santral misillü çalışan Nur merkezleri Isparta’dadır.
Gül ve Nur fabrikaları ve bunların etrafında Medrese-i Nuriye şakirdleri, Mübarekler Heyeti hep Isparta vilayeti dâhilindedir.
Hem her birisi hizmet-i Kur’aniye itibariyle birer kutub hükmünde olan Nur talebelerinin medar-ı iftihar büyük kardeşleri de yine Isparta’lıdırlar.
Hem Isparta adliyesi ve emniyeti daima Nurlara insafla muamele etmiştir. Üstad, Isparta adliyesine çok defa dua etmiş, sair vilayetlere bu noktada da Isparta’yı hüsn-ü misal göstermiştir.
Bu ve bu gibi sebebler tahtında Üstad, âhir ömrünü Isparta’da geçirmek, ölümünü oradaki mübarek sadık kardeşlerinin arasında karşılamak, mezarını Isparta’da, Sav’da veya Barla’da vasiyet etmek üzere Isparta’ya geldi.
Kira ile bir eve yerleşti. Yanında dört-beş talebesi vardı. Bu talebeleriyle Üstad, hususî dershane-i Nuriyesini vücuda getirmişti.
Tarihçe-i Hayat- 1958

Üstte: Sav Camii ve Isparta Kutlubey ( Ulucami) Camii
Altta; bsNursi ra’ ın 1953/ 1960- 20 Mart 1960 Pazar günü 9oo a kadar ikamet ettiği Nursokağı’ ndaki müzeevi.
İSLAMKÖY
• İslâmköylü MERHUM HAFIZ ALİ’ nin şâkirt ve vârislerinden; Mustafa’nın mektuplarını umum Nur fabrikasının kahramanları hesabına kabul ettim.
Emirdağ Lâhikası s. 121 * İslâmköylü Vezirzâde Mustafa.
Bu zat talebelerim içinde kalemsiz olduğu halde samimiyette ve imân hizmetinde en ileri safta olduğunu hayretle görüyordum. Lem’alar s. 213* İslâmköylü Abdullah, Hafız Ali (rh) zamanında Risâle-i Nur a çok hizmet etmiş.
Emirdağ Lâhikası s. 72 * Her vakit İslâmköylü Abdullah ile o Abdullah Çavuş’u duâda beraber yâd ediyordum. Elhak, o makama lâyık olduğunu gösteriyor.
Kastamonu Lâhikası s. 100

Denizli Mezarlığında yatan Nur Sancaktarı; İslamköylü şehid HAFIZ ALİ rh.
“ Hafız Ali’nin mektubunda yazdığı ÜMMÜHAN ve Şahide değerinde,
burada Risâle-i Nur’a bütün kuvvetiyle çalışan çok hemşirelerimiz var. Meselâ, Asiye, Saniye, Ulviye… gibi Risâle-i Nur’un şakirtleri, oradaki hemşirelerine ve kardeşlerine selâm ve duâ ediyorlar” Kastamonu Lâhikası s. 115
Ümmühan Hanım; Hacı Yahya Çavuş’ un hanımı olan (1902 doğumlu)
9. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in annesidir.
Demirel ve kardeşleri, iman ve Kur’ân derslerini annesi Ümmühan ile dayısı Hafız Ali Ergün’den almış.
Bkz: Necmeddin Şahiner; Sur Dergisi, 2008 Mart, Sayı: 384
⁃ Nur Anketimde Bir Başka İslâmköylü


SDemirel’ in anası Ümmühan Hatun rh ve babası Yahya Çavuş rh , İslamköy’deki evlerinin mutfağında- temsili resim.
⁃ İslamköy SDemirel Müze ve Külliyesi.
**
ATABEY
“Bu defa kahraman Tahirî’yi umumunuz namına gördüm. Ve onda bir Lütfi bir Hafız Ali bir Hüsrev ve bir Said [fakat genç Said] müşahade ettim. Cenab-ı Hakka çok şükrettim.
Bu defa onun kokusunu alıp, O daha gelmeden, benim yanıma gelen komiser ve taharri adamları münasebetiyle, benden talebeler tarafından sual edilen bir mesele, belki size de bir faidesi var diye gönderildi.” Kastamonu Lâhikası Shf: l06
Üstad Hazretleri Barla’da bulunduğu yıllardaydı.
Bizim Atabey’den ve civar köylerden yanına giden ve ona talebe olanlar vardı: Küçük Lütfi, Mesut, Hafız Ali, Küçük Zühtü. Bu arkadaşlar daha sonra Eskişehir hapsine de gitmişlerdi.
Küçük Lütfi Eskişehir hapsinden döndükten sonra vefat etmişti.
Kendisi Hafız Ali’nin akrabası olurdu. Vefatına biz de gitmiştik. Defnettikten sonra merhum Hafız Ali, İmam H.Mustafa’ya beni göstererek “Lütfi’nin yerini boş bırakalım. Tahirî, Lütfi’nin yerini alır” diyordu.
“Demek kısmetimiz varmış….. Cenab-ı Hak nasip etti. Daha önceleri, l930 yıllarında da tanırdım. Ama asıl Nur’un hizmetine girişim l935’den sonra oldu”

13. yüzyılda A.Selçuklu veziri Ertokuş Atabey’ de inşa ettirdi.
BARLA
Barla’ da rahmet ve nur var!
Barla ehl-i imanın mânevî imdadına gönderilen Risale-i Nur Külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir. Barla, millet-i İslâmiyenin, hususan
özellikle
Anadolu halkının başına gelen dehşetli bir dalâlet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur’ân’dan gelen bir hidayet nurunun, bir saadet güneşinin tulû ettiği beldedir. Barla, rahmet-i İlâhiyenin ve ihsan-ı Rabbanînin ve lûtf-u Yezdânînin bu mübarek Anadolu hakkında, bu kahraman İslâm milletinin evlâtları ve âlem-i İslâm hakkında, hayat ve mematlarının, ebedî saadetlerinin medarı olan eserlerin lemean ettiği bahtiyar yerdir.
Tarihçe-i Hayat

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
سَلَامُ اللّٰهِ وَ رَحْمَتُهُ وَ بَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ وَ عَلٰى اِخْوَانِكُمْ لَاسِيَّمَا…الخره
Aziz kardeşlerim!
Ben şimdi Çam Dağı’nda, yüksek bir tepede büyük bir çam ağacının tepesinde bir menzilde bulunuyorum.
İnsten tevahhuş ve vuhuşa ünsiyet ettim. İnsanlarla sohbet arzu ettiğim vakit, hayalen sizleri yanımda bulur, bir hasbihal ederim, sizinle müteselli olurum. Bir mani olmazsa, bir-iki ay burada yalnız kalmak arzusundayım…
Tarihçe-i Hayat/ bsNursi ra

Çamdağı’ nda 28 Şubat 1997 de;
soğuk karanlık bir gecede haince kestirilen Katranağacı, çift şekilde büyüyor..

Çamdağı’ndan iniş

Hüseyin Çeşitcioğlu




Yorumlar
Maşaallah
Risale-i Nurun telifiyle alakalı hususi mazilerindeki hayali seyehat ile o hatıraları yeniden hatırlatan Hüseyin kardeşime teşekkür ediyorum, tebrikler.